ARA BÖLGE

Sanat Konuşmaları: Şevket Akıncı & Oğulcan Yiğit Özdemir & Doğa Ünyaylar
Moderatör: Selman Akıl
04.01.2024

Bilsart, “Ara Bölge” isimli sergiye 4 Ocak – 27 Ocak 2024 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

Sergi Doğa Ünyaylar, Şevket Akıncı, Oğulcan Yiğit Özdemir ve İlhami Tunç Gençer’in ses heykeli, resim ve video gibi farklı estetik formlardan ve mecralardan ürettikleri eserleri izleyiciyle buluşturuyor. Ara Bölge sergisi, sergide yer alan işler, işlerin imgenin doğası ve bir diğeriyle kurduğu ilişkiler, sanatçıların üretim süreçlerinde kolektivizme yaklaşımları kavram öncesine, kavram öncesi harekete dair algımızın kapılarını aralamak, bu yetiyi kuvvetlendirmenin fikrini taşıyor.

Ara Bölge sergisi, sanatçılar Doğa Ünyaylar, İlhami Tunç Gencer, Oğulcan Yiğit Özdemir ve Şevket Akıncı’nın ses ve imge arasında, argüman ve gerçekliği arasında, birey ve kolektifliği arasında, mekan ve kavranışı, kavram ve imgesi arasında ara bölgeler kurdukları iddiasını taşır. Peki, nedir bu “ara bölge”?

İnsanların yaratıcısı, ciğerlerin en güzeline sahip ve öngörüsü sonsuz Prometheus bir gün insanlar doğru davransınlar diye Doğruluk Tanrıçası Aletheia’yı yaratmaya karar verir ve heykelini yapmaya başlar. Prometheus heykelini yaparken, aniden Titanların ve Tanrıların efendisi Zeus tarafından Olympos’a çağrılır ve atölyesini öğrencisi olmaya başlamış Dolus’a yani “aldatma”ya bırakır. Atölyede yalnız kalan Dolus, büyük bir hevesle ustası Prometheus’un heykelinin aynısı ikinci bir heykel yapmaya girişir. Heykeli özenle yontarken birden fark eder ki kil bitmiştir, heykelin ayaklarını yapmaya yetmemiştir kil! O esnada Prometheus atölyesine döner, korkuyla titreyerek yerine oturan Dolus efendisinin kendisini cezalandırmasını beklerken Prometheus iki heykelin benzerliğine hayran kalır. İkisini de  pişirir ve onlara hayat verir. Aletheia, Doğruluk Tanrıçası kalkıp yürürken diğer heykel, Tanrıça Pseudologia, yani “sahte-söz” olduğu yerde kalır.

Bir diğer anlatıda, Pseudologia, aşk ve birleşme tanrısı Eros’un tam karşıtı, savaş tanrısı Ares’in kız kardeşi, ayırma ve uyuşmazlık tanrıçası Eris’in çocuklarından biridir. Ve Aletheia, yine Eris’in çocuklarından biri olan, yeraltı nehri ve unutmanın tanrıçası Lethe’nin olumsuzudur. Aletheia, böylece hatırlamanın, unutulmuş olanı geri çağırmanın, ortaya çıkarmanın tanrıçası, sahte olmayan sözün, hakiki sözün, logosun ta kendisidir… Herakleitos’un “Bana değil, logosa kulak verin” dediği logos aynı zamanda mitolojiden felsefeye geçişin temelidir. Bununla birlikte, Eris’in çocuklarından bir diğeri de soluk ve korkunç yüzlü tanrı Phonoi yani “cinayet”tir.

Antik Yunan dilinde, mitin kendi derinliği bir kenara, cinayet anlamındaki “phonoi” sözcüğünün, ses anlamına gelen “phono” sözcüğüyle “fonetik”, yani sessel benzerliği oldukça çarpıcı görünüyor. Phonoi burada Gilles Deleuze’ün temsil, sabitlik, kayıtsızlık bir çeşit ölümdür derken kast ettiği duruma benzer gibidir. Deleuze’ün tüm moleküler felsefesi temsilin bu öldüren doğasına karşı yaşamın moleküler hareketini koyabilme çabasına dayanır. Yine diyebiliriz ki, en belirgin örneklere bakınca, yunan mitolojisinde ses ve görüntü bütünleşmez niteliktedir. Orfeus ve Öridike miti, Narkissos ve Eko miti bunun en belirgin örneğidir. Ozanların ilki ve en büyüğü Orfeus ölüler diyarından kendi ve lirinin sesiyle ölüler diyarı tanrısı Hades ve eşi Persefone’yi büyüledikten sonra eşi Öridike’yi çıkarırken arkasını dönüp ona bakmamalıdır. Ancak dönüp bakar ve bakmasıyla Öridike’nin gerisingeri ölüler diyarına düşmesi bir olur. Narkissos nehirde kendi suretine takılıp bakarken, bir ağacın arkasında onu izleyen Eko’nun sözleri ancak Narkissos’un kendi kendine konuşmasının tekrarları olarak Narkissos’a ulaşmaktadır. Yani Eko açısından ses nesnesiyle buluşamamaktadır.

Antik Yunan mitolojisinde bu şekilde biçimlenen işbu düşüncenin modern bir versiyonunun psikanalist Jacques Lacan’ın özne için gerçekliğin kurulmasının birbirinden ayrı ama belli bir ölçüde kesişim kümesi de oluşturan simgesel, imgesel ve gerçek katmanlarıyla mümkün olduğunu savlayan kuramında görmek abartı olmayacaktır. Simgesel ve imgesel, simgesel ve gerçek, imgesel ve gerçek arası ara bölgelerle gerçeklik kurulur, simgesel düzen ile imgesel özdeşleyimlerin alanı asla örtüşmez, hatta bir ölçüde kurulan ilişkinin zorunsuz olduğu düzlemler, fanteziler de bu özdeşliğin olmayışının ürünüdür. Sözceleyenin maksadı, usulü ve imaları ile sözcelenen bir türlü örtüşmez. Nitekim semiyolojide gösteren ve gösterilen ayrımına baktığımızda ikisinin birleşerek simgeyi oluşturduğunu varsaysak da bunlardan her biri aslında ayrı dünyaların ürünüdür. Bu da temelde, aslında hayatı hem de hareket olarak hayatı, ses ve imge arasında ara bölgelerde kurduğumuzu gösterir.

Ara Bölge sergisi, sergide yer alan işler, işlerin imgenin doğası ve bir diğeriyle kurduğu ilişkiler, sanatçıların üretim süreçlerinde kolektivizme yaklaşımları kavram öncesine, kavram öncesi harekete dair algımızın kapılarını aralamak, bu yetiyi kuvvetlendirmek savını taşır.

Yazı: Selman Akıl

DOĞA ÜNYAYLAR HAKKINDA

Doğa Ünyaylar, müzisyen bir ailede doğdu. Küçük yaşlarda müzik teorisi ve flüt dersleri aldı. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş bölümünde tamamladı. Eğitimi sırasında çeşitli karma sergilere katıldı ve erasmus programıyla KunstUniversität Linz’de deneysel sanat, sound art ve interaktif medya gibi dersler aldı. KunstUniversität Linz’de “Neither In Not Out Of Time” isimli ilk kişisel sergisini gerçekleştirdi. Avusturya ve Lizbon’da sanatçı rezidanslarında yer aldı. Ünyaylar, aynı zamanda caz doğaçlamaları ve ses performansları yapmaktadır. Evrensel bir kolektif olan Speculative Sound Studio ile beraber çalışmalar sürdürmektedir. Ünyaylar’ın çalışmaları, ses üretimi ve farklı bağlamları ile deneyim, mekan ve çağdaş görsel sanatlar pratikleri arasındaki ilişkiyi araştırıyor.

ŞEVKET AKINCI HAKKINDA

Şevket Akıncı, gitarist, besteci, doğaçlamacı, aranjör ve müzik prodüktörüdür. Şarkı yazarı olarak 1996’da yayınladığı Uçurumda Açan albümünden sonra geleneksel cazdan (Neşet Ruacan Trio) özgür doğaçlamaya ve özgür caza (Islak Köpek, Century, Dead Country, Holy Ghost), Fusion’dan (Lifeline, Weed) Türk sanat musikisine (Elektronik Kumpanya) birçok müzik türüne yöneldi; edebiyat, dans, sinema, mimari, tiyatro, plastik sanatlar ve resim dahil birçok türü müzikle bir arada harmanlayan projelerde (Şirin Soysal albümleri, Mugwump, Sputnik Sweetheart, Mutant, Konjo) yer aldı. 2017 yılında yayınladığı Escher Chronicles adlı albümü Grammy adayı olan Akıncı, Ocak 2020’de yeni şarkı albümü Radyo Ekoton’u yayınladı.

OĞULCAN YİĞİT ÖZDEMİR HAKKINDA

Oğulcan Yiğit Özdemir 1991 senesinde Bakırköy, İstanbul’da doğdu. 2008 senesinde Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesini, 2017 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Resim Bölümünü bitirdi. 2022 yılında Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Yüksek Lisans Programı çerçevesinde tezini verdi. Çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdürüyor.

İLHAMİ TUNÇ GENÇER HAKKINDA

İlhami Tunç Gençer 1984 yılında İstanbul’da doğdu. Orta öğrenimini 50. Yıl Tahran Lisesinde tamamladı. Hemen ardından Haliç Üniversitesi grafik tasarım bölümüne başladı. Animasyon işleri 200’e yakın festivalde gösterildi. Çeşitli ulusal/uluslararası ödüller aldı, jürilik yaptı, Yurt içi ve yurt dışı retrospektif gösterimler yaptı, uluslararası sürrealist gruplarla ortaklaşa sergiler düzenledi. Ardından ilk uzun metraj animasyon çalışması olan ‘’love’’ ı tamamladı.